Zor kişi (lik) lerle nasıl yaşanır?

Kendini tanımayan insanın mutlu olması mümkün mü? Zayıf ve güçlü yanlarını bilmeyen, kendinde neleri değiştirip neleri değiştiremeyeceğini bilmeyen insan ne kadar mutlu olabilir? Kendimizin farkında mıyız? Kendimizi seviyor muyuz? Kendimizle barışık mıyız?

Bir saç kurutma makinesi  ya da bir televizyon aldığımızda, kullanma klavuzunu  okuyarak, onu  tanımaya çalışırız. Soru Şu: kullandığımız araçları tanımak için harcadığımız zaman ve enerjiyi kendimizi ve ilişki kurduğumuz insanları tanımak için de harcıyor muyuz? Düşüncelerimiz, duygularımız, davranışlarımız, inançlarımız, isteklerimiz ve ruh halimiz üzerinde çoğu zaman etkili olamıyoruz. İstediğimiz zaman bizi üzen düşünceleri, duyguları kendimizden uzaklaştırıp, onların yerine bizi rahatlatan düşünceleri getirmekte zorlanıyoruz.

Kendisini bilen ve kendisiyle sağlıklı iletişim kurabilenler ancak başkalarını bilir ve onlarla sağlıklı ilişkiler kurabilir. Bu yolculuk öncelikle kendimizden ve kendimizle başlar.

Çocukluğumuzun ilk yıllarından itibaren hayat sahnesinin içerisinde bir şeylerin parçası oluruz. İstesek de istemesek de farkında olmadan bir şeylerin parçası oluruz. Çocuk olmakla, çocuk grubuna dahil oluruz. Okula gitmekle  öğrenci grubunun bir üyesi oluruz. Bir yuva kurmakla evli insanlar statüsüne gireriz.  Evladımızın olması durumunda anne- baba  statüsünde bir grubun üyesi oluruz. Bir meslek seçmekle  de çalışma hayatımız boyunca bir mesleğin üyesi oluruz.  Bu ilişkiler yumağının ruh dünyamıza olumlu ya da olumsuz etkileri olmaktadır.

İnsan olmakla başlar her şey. Ama her insan aynı değildir, doğumla  gelen,  yaşayışıyla şekillenen bir canlıdır insan. Bir düşünürün dediği gibi “ karalanmamış, yazılmamış bir romandır yazıcısını bekleyen”

Kendimizi tanımamızın yanında kendimizle barışık olmakla beraber diğer insanlarla yaşama zorunluluğumuz var. İnsanın tanımında biyo-psiko-sosyal bir varlık olarak tanımlanır. Yani diğer insanlarla iletişim kurmaya, konuşmaya onlarla beraber yaşamaya muhtaç bir yanımız daha var.  kendimizi ne kadar tanıyoruz? Başkalarını ne kadar anlayabiliyoruz? Kendimizi ne kadar anlatabiliyoruz?  insanlarla iyi iletişim kurma, kurabilme ölçüsünde başarılı ve mutlu olacağımızı varsayabiliriz.  Mükemmel insan var mıdır? Acaba gerçekten mükemmel insan ararken yalnız mı kalıyoruz? Biz ne kadar mükemmeliz? Eksilerimiz, artılarımız neler? Mükemmeli yakalama peşinde koşmalı mıyız? Kendimizi ne kadar değiştirebiliriz? Kendi doğrularımız başkalarının doğrularıyla ne kadar örtüşüyor? Örtüştüğü ölçüde mi arkadaş ve dost çevremiz genişliyor? Yoksa yalnızlığımızla baş başa mı kalıyoruz? Bu soruları benim cevaplandırmamdan ziyade sizlerin düşünmesi ve kendinize göre kendiniz için cevap vermenizdir.

Şu bir gerçektir ki; mükemmel insan bulmak gerçekten çok zordur, fakat dengeli insan olma ve bulma sanıldığı kadar zor değildir.  insanlar istediği ölçüde kendi kişiliğini değiştirebilir ve koruyabilir.

Dengeli insan kimdir?   Dengeli insan;  Aklını kullanabilen, tutarlı olabilen, davranışlarını ve duygularını kontrol edebilen, yönlendirebilen, sağlıklı ilişkiler kurabilen ve devam ettirebilen, iyimser, ne istediğini bilen, oluşturduğu değerler ve amaçlar doğrultusunda yaşamını devam ettirebilen ahlak sahibi insandır diyebiliriz.

Her insanın bu dengeli insan vasıflarına sahip olmadığı ve bu insanların bizlerle birlikte yaşadığından dolayı  kendimizi ve karşımızdaki insanları  tanımaya, anlamaya çalışırsak, hem kendi yaşantımızın dengesini korumuş oluruz  hem de karşımızdaki insana yardımcı ve faydalı olmuş oluruz.

Peki bu insanlar kimlerdir? Ve özellikleri nelerdir?

Zor kişilikler başlığı altında sınıflandırılan bu yapılar,  davranış ve duygulanımın çeşitliliğine göre kategorize edilmektedir. Bu kategorilere göre günlük hayatta en sık karşılaşabileceğimiz , birlikte yaşamak zorunda kalabileceğimiz zor kişilikleri ele almaya çalışacağım.

Öncelikle şunu da belirteyim.  Aşağıda bahsedeceğim kişilikler  bizlerde de görülebilir. Önemli olan görülmesi değil sıklığı ve sürekliliğidir.

Zor kişilikleri, kendi gayretinizle değiştirmeye çalışmayın. Yol gösterin. Gerekli yerlerde tavsiyelerde bulunun. Yoksa o değil, farkında olmadan siz değişebilirsiniz.

Zor kişiliklerle karşılaştığımızda ya da beraber yaşama zorunluluğumuzda  ne yapmalıyız? Bu insanlarla yaşamanın ince detayları nelerdir? Bunları bir ölçüde bilirsek ve en azından o insanı içinde bulunduğu durumla birlikte değerlendirirsek  yaşamımız daha kolaylaşır ve güzelleşir.

Kaygılı kişiler:

Kendisi ve yakınları için, günlük yaşamın tehlikelerine oranla çok yoğun ve sıkça endişe duyan, çoğunlukla fiziksel ve aşırı gerilim içinde olan, sürekli biçimde tehlikeleri düşünmek, tehlike riski düşük olayları bile kontrol  edebilmek  için beklentiler içinde olmak.

Hepimiz bazen olan ve olabilecek olaylar için tedirgin oluruz bu normaldir. Ama bu normallik yukarıda belirtildiği gibi aşırılık ve gerilim, aşırı tedirginlik oluşturuyorsa bu durum benliğe uyum sağlayarak kişilik haline gelir ve devam ettirdiğimiz ölçüde bununla birlikte yaşarız. Eve geç kalır mıyım? İşe geç gidersem patron ne der? Otobüsü kaçırır mıyım? V.b.

Kaygılı kişilere karşı nasıl davranmalıyız?

Güvenirliliğinizi göstermelisiniz.

İnce mizah kullanın. (Sen bittin,  Seni kesin yakar v.b.)

Terapi alması, destek alması için onu teşvik edin.

Kaygılı kişilere karşı nasıl davranmamalıyız?

Kendinizi esir duruma düşürmeyin.

Kendi sıkıntılarınızı, sorunlarınızı boşu boşuna onunla paylaşmayın.

Can sıkıcı konuşmalardan uzak durun.

Onu şaşırtmayın.

Eğer bu kişi amirinizse onun için güvenilir olduğunuzu kanıtlayın. İş arkadaşınız ya da yardımcınız ise; kaygılı olabileceği özellikleri önceden tahmin edin ona göre davranın.

Paranoyak (Şüpheci)  kişiler:

Kendisi hakkındaki kötü niyetlerinden dolayı diğer insanlardan kuşkulanan, çevresindeki her şeye karşı çok dikkatli, tetikte bulunan, kuşkucu, kendisini başkalarına anlatmaktan kaçınan, başkalarının hatta yakınlarının dürüstlüğünden bile kuşku duyan, kıskanç mizaçlı, hep kendi hakkı ve haklarıyla uğraştığından kolaylıkla hakarete uğradığını sanan, hakarete uğradığını hissederse bin kat fazlasıyla misillemede bulunacak yapıda bir kişilik portresidir.  Kendini akılcı, soğuk, mantıklı gösterir.  Başkalarının gösterdiği kanıtlara direnir, sevgi ya da olumlu duygular göstermede güçlük çeker, mizah yönü gelişmemiştir.

Bir paranoyağa kızgınlığınızı nasıl göstermeniz gerekir?

Paranoid  birisiyle iletişim kurarken şunları söyleyin;  Artık bunları duymak istemiyorum. Ya da her gün aynı şeyi tekrarladığında  canımı sıkıyorsun, bu beni öfkelendiriyor.  Bu iki davranışta da onun kişiliğini değil, davranışlarını eleştirmiş olursunuz.

Şunları söylemeyin; “ işe yaramaz birisin” “ seni tımarhaneye yatırmak  gerekir.” “tedavi  görmelisin” bunları söylediğinizde onun kişiliğine saldırıyor olacaksınız, paranoyak kişi bunu kabul edemez size karşı daha ağır saldırıya geçecektir.

Şunları yapın:  Nedenlerinizi ve niyetlerinizi açıkça belirtin.

Onunla düzenli ilişki sürdürün. Yasalara ve yönetmeliklere göndermeler yapın. Başka müttefikler arayın. Küçük zaferler kazanmasına izin verin, ancak takip edin.

Şunları yapmayın: Kendi oluşturduğu imaja saldırmayın. Hata yapmayın. Arkasından dedikodu yapmayın, öğrenecektir. Yanlış anlamaları düzeltmekten kaçınmayın.

Eğer bu kişi amirinizse bölüm değiştirin. Eğer iş arkadaşınızsa ya da yardımcınızsa Allah yardımcınız olsun. Psikolojik yardım alması için yardımcı olmaya çalışın. Ya da iyi bir avukat arkadaşınız olsun.

Histrionik (oyuncu) kişilik:

Başkalarının dikkatini çekmeye çalışan, genel ilginin olmadığı ortamlardan hoşlanmayan, yoğun olarak etrafındakilerin sevgisini arayan, sık sık değişen duygularını dramatize ederek açığa vuran, karşısındaki kişileri abartılı biçimde idealize etme ya da aşağılama eğiliminde olan bir kişilik yapısıdır.

Şunları yapın: Dramatik durum ve aşırılıklara hazırlıklı olun. Her normal davranışına ilgi gösterin. Kahramanlık mertebesinden zavalılık düzeyine indirilmeye ya da tam tersine hazırlıklı olun. Ona ara sıra sınırlarını belirleyecek oyunlarını oynayabileceği bir alan bırakın.

Şunları yapmayın: Onunla alay etmeyin. Çoğunlukla sahte olan baştan çıkarma davranışları karşısında heyecana kapılmayın. Çok yumuşak olmayın.

Saplantılı (Obsesif) kişilik:

Mükemmelliyetçi; çoğunlukla sonucu etkileyecek kadar ayrıntılara, prosedürlere, düzenlemelere ve sıralamaya aşırı derecede dikkat eder.

Diretme; her şeyin kurallarına ve onun beklentisine uygun biçimde yapılması için ısrar eder.

İlişkilerde soğukluk, sıcak duygularını ifade etmekte zorlanır, çoğunlukla şekilci, soğuk ve sıkıntılıdır.

Kuşku; bir hata yapmaktan korktuğundan karar vermekte zorlanır, aşırı derecede tereddüt eder ve ince düşünür.

Ahlaki sağlamlılık; aşırı boyutlarda vicdanlı ve titizdir.

Şunları yapın: Düzenli ve kesin olmalarını beğendiğinizi söyleyin. Güvenilir ve olduğu gibi görünen bir insan olun. Çok ileriye gittiğinde kesin ve somut kanıtlara dayanan eleştirilerde bulunun. Ona uygun görevler verin.

Şunları yapmayın: Takıntılarıyla alay etmeyin. Düşüncelerinin içine çekilmeden kendinizi korumayı bilin. Onun yaptığı, konuştuğu her şeyi doğru kabul etmeyin. Fazla sevgi gösterip, onu takdir ve ve hediyelere boğmayın.

Eğer bu kişi patronunuzsa raporlarınızda yazım hatası kesinlikle olmasın. İşlerinizi savsaklamayın. İşe geliş gidişlerinize çok dikkat edin. Kurallara uyun.

Eğer bu kişi eşinizse ev işlerinin hesabını ona bırakın eve girerken patenlerinizi takmayı unutmayın 🙂

Eğer bu kişi iş arkadaşınız ya da yardımcınız ise onu denetim ve son gözden geçirme işleriyle görevlendirin.

Narsist (Özsever) kişilik:

Kişiliği; olağanüstü ve ayrıksı olduğu duygusunu taşır. O her şeyi herkesten daha çok hak etmektedir.

Aşk ve meslek hayatında elde edilecek büyük başarıların tutkularıyla doludur.

Çoğunlukla fiziksel görünüme ve giysilere çok düşkündür.

Başkalarıyla olan ilişkilerinde ilgi ve ayrıcalık bekler. Ama karşılık vermeye zorunluluk hissetmez.

Beklediği ayrıcalıklar kendisine sunulmazsa kızar ve öfke patlaması yaşar.

Amaçlarına ulaşmak için başkalarını kullanır ve sömürür.

Kendisini başkalarının yerine koyma duygusu (empati yapma becerisi) gelişmemiştir. Başkalarının duygularından etkilenmez.

Şunları yapın:  Samimi olduğu her durumda onu takdir ettiğinizi gösterin. Başkalarının tepkilerini ona izah edin. Başarılarınızı ve ayrıcalıklarınızı saklayın. Sadece zorunlu eleştirilerinizi yapın ve çok açık olun. Eleştiri yaparken kesinlikle kişiliğini hedef almayın.

Şunları yapmayın: Sizi kullanmasına karşı çok dikkatli olun. Almadan veren kesinlikle olmayın. Tekrarlamak istemediğiniz iyilikleri hiçbir zaman yapmayın.

Eğer bu kişi amirinizse; onunla birlikteyken gururunuzu ön planda tutmayın bir adım geride durmayı bilin.

Eğer bu kişi arkadaşınız ya da yardımcınızsa; yerinizi kapmaması için çok dikkatli olun.

Şizoid (içine kapanık) kişilik:

Çoğunlukla anlaşılmaları çok güç olabilmektedir. Başkalarının iltifatlarına ya da eleştirilerine ilgi göstermez kendi hallerindedirler. Özellikle tek başına gerçekleştirilen etkinlikleri seçerler. Samimi dostları az sayıda ve genellikle aile çevresindendir. Birine kolay bağlanmazlar. Sürekli mesafeli  davranırlar. Başkaları ile birlikte olmayı arzulamazlar. Göz kontağı kurmazlar ya da çok az kurarlar, utangaç ve çekingen davranırlar.

Eleştirilmekten ya da kendisiyle alay edilmesinden korkar, gülünç duruma düşmekten endişe duyar.  Karşısındakinin iyi niyetinden emin olmadan iletişim kurmaktan sakınırlar. Yeni bir iş, yeni kişilerle tanışma, yeni ortama girmek, samimi ilişkiler kurmak  hep onlarda kaygı uyandırır.

Şunları yapın:  Yalnız kalma isteklerine saygı gösterin. Ona kendi koşullarına uygun işler verin. İç dünyası ile ilgilenin. İzin verdiği kadar yakınlaşın, yaklaşın. Mesafe ayarını iyi yapın.

 Şunları yapmayın:  yoğun heyecanlarını dışa vurmasını istemeyin. Aşırı konuşarak onu bunaltmayın. Yalnızlığa gömülmesine izin vermeyin. İzin verdiği alanı zorlamayın.

Depresif kişilik:

Karamsarlık: Olayların kötü yanlarını, olası tehlikeleri öne çıkarır. Olayların olumsuz yönlerini abartarak, olumlu yönünü küçümser.

Hüzünlü Mizaç: Yolunda gitmeyen bir şey olmasa bile hep üzüntülü, ağlamaklı durumdadır.

Hazsızlık: Hoş olarak kabul edilen şeylerden bile (eğlence, mutlu olaylar) zevk almaz ya da çok az zevk alır.

Kendini küçük görme: Kendisini başka insanların seviyesinde, ayarında görmez. Uyum sağlayamaz. Suçluluk duyar. (Başkaları onu takdir etse bile)

Bu kişiler, durumlarını patolojik olarak, bir sorun olarak  görmezler. Meslek, aile, okul ilişkilerini görevlerini yerine getirmekte zorluk, güçlük çekerler. Kendilerini kötü hissetmeye o kadar alıştırmışlardır ki, kendilerini iyi hissedeceklerini hayal bile edemezler.

Şunları yapın:  Sorular sorarak dikkatlerini olumlu yönlere çekin. Neşeli etkinlikler bulmaya çalışın. Yürüyüş yapın. Birlikte spora başlayın. Onu önemsediğinizi hissettirin. Yardım alması için ikna etmeye çalışın. Ufak olumlu davranışlarını ya da güzel pozitif konuşmalarını destekleyin.

Şunları yapmayın:  Onakendine gelemsini, canlanmasını söylemeyin. Onu azarlamayın, ahlak dersi vermeyin. İçinde bulunduğu durgunluğa, onun mood durumuna sürüklenmeyin.

Bağımlı kişilik:

Başkaları tarafından desteklenme ve rahatlatılma ihtiyacı duyarlar. Başkalarının onayı olmadan karar almaktan çekinirler. Kendileri için önemli olan hayati konularda bile karar almayı bir başkasına bırakırlar. Bir projeyi başlatmakta, sürdürmekte zorlanırlar, daha çok gelişmeleri izlemeyi tercih ederler. Yalnız kalmayı, yalnız başına iş yapmayı sevmezler. Kimseyi gücendirmemek için her şeye evet derler. Söyledikleri kabul edilmez ya da eleştirilirse bundan çok etkilenirler ve aşırı kaygı duyarlar. Çok yoğun terk edilme kaygısı taşırlar. Ayrılmalardan olumsuz etkilenirler.  Başkalarına şirin ve sempatik görünmek için beklentisi az olan işleri kabul ederler.

Neden bağımlı olunur?

Anne- baba davranışları (aşırı sevgisizlik ya da aşırı sevgi) Eğitsel davranışlar (aşırı ilgi ya da ilgisizlik) Yaşanan travmatik olaylar.

Şunları yapın:  Başarılarından daha çok girişimlerini destekleyin. Eğer sizden bir tavsiye isterse, cevap vermeden önce onun kişisel düşüncesini sorun ve öğrenin. Ondan öğüt ya da yardım istemekten çekinmeyin. Onu  etkinliklerini  artırma konusunda teşvik edin.  Onsuz da bazı şeyler yapabileceğinizi bunun onu terk etmek anlamına gelmediğini açıklayın.

Şunları yapmayın:  Acil olarak rica etse bile onun yerine karar almayın. Darda kaldığı her durumda yardımına koşmayın. Başarısız olsalar bile, girişimlerini eleştirmeyin. Ayak işlerinizi yaparak ya da size hediyeler sunarak bağımlılığı satın almasına izin vermeyin. Onun sürekli gölgenizde yaşamasına izin vermeyin.

Pasif – agresif (edilgen- saldırgan) kişilik:

Kişisel veya profesyonel alanda başkalarının isteklerine karşı genellikle direniş gösterirler. Emirleri aşırı derecede tartışır, otoriteyi temsil edenleri eleştirirler. Ancak bu işi yaparken dolaylı yoldan yaparlar. Kendilerine verilen işi savsaklarlar, geciktirirler, unuturlar. Anlaşılmadıklarından ya da sevilmediklerinden yakınırlar. Kendisine haksızlık yapıldığını ileri sürerler.

Şunları yapın:  Pasif- agresif kişilere mümkün olduğu her durumda görüşlerini alın. Kendilerini ifade etmelerine yardımcı olun. Ona oyunun kurallarını hatırlatın.

Şunları yapmayın:  Size olan muhalefetini görmezlikten gelmeyin. Onu anne –baba üslubuyla çocuk gibi eleştirmeyin, fırçalamayın. Sizi karşılıklı misilleme oyununa sürüklemesine izin vermeyin.

Erol AKDAĞ

Klinik Psikolog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir