Ergen olmak mı, ergen anne babası olmak mı daha zor ?

Gelişim dönemlerinin en tehlikeli bölümü şüphesiz ki ergenlik çağı dediğimiz dönemdir. Ergenlik dönemi  biyolojik,  psikolojik,  zihinsel  ve  sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir.  Ergenlik dönemi (buluğ/gençlik çağı) ruhsal dalgalanmaların yoğun görüldüğü zor bir dönemdir.  Bu dönem  “ fırtına- gerginlik ” dönemi olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle ergenlik tam anlamıyla bir savaş dönemidir. Fizyolojik açıdan hormon savaşlarının, psikolojik açıdan da kişilik savaşlarının verildiği bir yapılanmadır. Ergenlik dönemi  hem ergen  için hem de ergenin ailesi için zor bir dönemdir. Aile ergeni anlamakta güçlük çekerken, ergen anlaşılmamaktan yakınır. Ebeveynler, çocuğunu ve ergenlik dönemini ne kadar fazla tanırsa bu dönem o kadar az sancısız atlatılır.

UNESCO gençlik çağı olarak 12-14 yaş dilimlerini baz alır. Bu yaş dilimleri coğrafi koşullardan dolayı  kültürden kültüre ve ülkeden ülkeye değişebilir.

Ergenlik döneminde ergen; bedensel, cinsel, sosyal ve duygusal anlamda farklı bir döneme girmiştir. Bu süreçler sebebiyle ergen kendisini farklı hisseder ve çoğu zaman kendisini tanımlamakta zorluk çeker. Çocuk, ergenlik döneminde bir arayış içine girer. Birilerine benzemek ister. Kendisine rol  model seçer.  Seçtiği modelleri ve olmak istediği kişilik tiplerini bire bir taklit etmeye çalışır. Kendi kendisini, çevresini, ailesini herkesi, her şeyi sorgular. Kimi zaman içe kapanır kimi zaman sosyal görünür. Bağımsızlık arayışı içine girer.

Ergen ne hisseder, ne ister?

  1. Ergenin duygularında istikrarsızlık görülür. Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen, ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve bitkin olabilir. Duygular anlık değişebilir. Bu nedenle ebeveynlerinin bunu kabul etmesi ve her defasında daha dün iyiydin, şimdi ne oldu? türünden sorgulamalarına ve baskıcı davranmalarına yol açabilmektedir.
  2. Bu dönemde ergen duygularını çok dolu ve coşkulu yaşar. Dinlenilmek, anlaşılmak, kabul görmek, onaylanmak isterler.
  3. Diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurar ve gerçeklerden zaman zaman uzaklaşırlar. Bu hayaller gerçek planlarını oluşturabildiği gibi karşı cinsle ilgili de olabilmektedir.
  4. Ergenler zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilmektedirler. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorunu olduğu düşünülüp kaygılanılmamalıdır.
  5. Ergen kendisini yorgun hissedebilir, buna bağlı olarak çalışmaya karşı isteksiz olabilmektedirler. Kendi istediklerini yapmak için bol enerjisi varken ebeveynlerinin isteklerini karşılamakta aynı enerjiyi göstermezler.
  6. Ergen yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekinebilir ve kendisini saklama ve bu değişimlerden çevreyi haberdar etmeme isteği içinde olabilir.
  7. Yeni şeyler deneme merakı artmıştır. Meraklarını isteklerini gidermede yardımcı olunmalıdır.
  8. Bu dönemde arkadaşlık ilişkileri çok önemlidir. Ergenliğin ilk yıllarında kızlar kızlarla, erkekler erkeklerle iletişim kurarlar. Ergenlik döneminde kızlar erkekler için,  erkekler de  kızlar  için merak konusudur.
  9. Ergenlerin fark edilme, takdir edilme, beğenilme ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyacını yeterince ve miktarınca gideremeyen genç farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyaçlarını gidermeye çalışır.

Ergenlik döneminde neler gözlenir?

Ergen kimlik arayışı içindedir. Yalnız kalmak ister. Çalışma isteği yoktur ya da azalmıştır. Can sıkıntısını yoğun yaşar. Huzursuzdur. Otoriteye (anne- baba- okul- toplum) karşı direnir. Özgürlüğüne düşkündür. Bağımsız olmak ister. Bir gruba (spor, müzik, örgüt v.s) ait olma arzusu içindedir. İlişkilerinde ve girişimlerinde başarılı olmak ister.

Ergenlik, gencin kimlik arayışında olduğu bir dönemdir. Kimliğini bulmak için örnek insanlara ihtiyaç duyarlar. Genci örnek aldığı kişi yakın çevresinden birisi olabildiği gibi medyada boy gösteren ünlülerden birisi de olabilmektedir.  Gençlerde kimlik arayışı çoğu zaman başkaldırı şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir. Aileler böyle durumlarda biraz daha anlayışlı olabilmelidirler. Gencin yaşadığı bu dönemin geçici bir durum olduğunu öncelikle aklında tutmalıdır. Gençlerin üzerine bu dönemde fazla gidilmemesi ve onlarla etkili iletişim kurulması bir çok sorunun çözülmesini de sağlar.

Ergenlerin  şikayetleri:

Ebeveynlerinin anlayışsızlığı, baskısı, onur kırıcı söz ve davranışları

Arkadaş edinmede yaşadıkları güçlükler

Kız erkek arkadaşlık ilişkilerinin aile ve çevre tarafından yeterince anlayışlı karşılanmaması.

Boş zamanlarını etkin bir biçimde değerlendirecekleri yerlerin, olanakların olmaması.

Evde ve okulda dayağın bir eğitim aracı olarak kullanılmaya devam edilmesi.

Cinsel sorunlarını yeterince konuşamamaları.

Çocuk yerine konulmak.

İzinsiz dışarı çıkamamak.

Ölüm korkusu, dini konular, neyin doğru neyin yanlış olduğunu araştırmaları.

Dikkatlerini toplayamamak, zaman yönetimi konusunda sorun yaşamak.

Ailelerin şikayetleri:

Hırçınlaştı. Ders çalışmıyor. Sorumluluk duygusu yok. Canım sıkılıyor diyor en küçük isteklerini sert bir dille ifade ediyor. Kardeşlerini kızdırmaktan zevk alıyor.

Okuduğunu anlamıyor gibi. Durgunlaştı, dalgınlaştı. Çabuk karamsarlığa düşüyor. Ara sıra hiç yoktan huysuzlaşıyor, sert karşılıklar veriyor.

İleri derecede alıngan. Derslerinde fena değil ama oyuna, eğlenceye çok düştü. Olur olmaz her şeye ağlıyor. Evde huzursuz dışarıda sıkılgan davranıyor.

Her istediğini yaptırmak istiyor. Aşırı süsleniyor. Siz bana karışamazsınız diyor.

Hiç sorun çıkartmayan çocuktu okuldan kaçmış. Arkadaşlarıyla gezmiş. Sorunca yalan söyledi.

Çok harçlık istiyor. Çok geziyor, eve girmek istemiyor, spora çok düştü. Derslerini boş veriyor. Saçlarını kestiremiyoruz.

Son derece asi ve hırçın olmaya başladı. Başına buyruk olmak istiyor. Dayak, kötü söz, tatlı söz hiç birisi sonuç vermiyor. Bir psikoloğa mı götürsem?

Anne- Baba ne yapmalıdır?

Ergenlik dönemini yaşayan bir gence, ebeveyninin yapacağı en önemli yardım onu anlamasıdır. Onu anlamasının yolu ise onu ve gelişim dönemlerini bilmesini gerektirir. Ergenlik çağında bulunan bir kişi çok yönlü değişim içindedir. Bu değişim doğal olarak ergenin davranışlarını da etkiler. Ergen temel olarak fiziksel ve duygusal bir gelişim sürecini yaşar.

Başkalarıyla kıyaslamayın:  Onun kimlik ve kişilik arayışları gençlik döneminin temel davranışı olduğu  unutulmamalıdır. Genç, her gün bir başkası kişi gibi karşınıza çıkacaktır. Her denediği kişilik tipinin en mükemmel olduğunu size kanıtlamaya çalışacaktır. Anne- babada kendi istekleri doğrultusunda gelişmesini isteyecektir. Bu istekleri doğrultusunda beğendikleri kişilerle kıyaslama içinde olacaklardır. (Neden Ahmet gibi, Ayşe gibi değilsin diyeceklerdir.) Çocuğunuz ise kıyasladıklarınızın hep aksini yapacaktır. Çünkü; onun tek amacı kendi kişiliğinin kabul edilmesi, onaylanmasıdır.

Onları izleyin:  Ergenlik döneminde genç, aile içi çatışmalardan eğitim sorunlarına, madde bağımlılığından intihar olaylarına kadar pek çok sorunla karşılaşabilir. Bu nedenle ebeveynler, gencin her adımını dikkatle izlemesi gerekir. Gence güvenmek ve güvendiğinizi hissettirmek onun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde büyük rol oynar. Ona güvenmediğinizi hissettirmek de aile sorunlarını artırır. Ebeveynler, çocuklarının güvenini sarsmadan onların okul başarılarını, arkadaşlarını ve yaptığı etkinlikleri takip etmeleri gerekir. kendi haline bırakılan genç,  istenilmeyen sosyal bir çevreye girebilir. Oluşan bu sosyal çevre gencin olumsuz davranışlar benimsemesine, davranış ve kişilik sorunlarına,  okul başarısının düşmesine yol açabilir. 

Beğendiğinizi  belli  edin: Onu bir birey olarak beğendiğinizi hissettirin. Onlar için en önemli konuların başında beğenmek ve beğenilmek olduğunu  unutmayın. Bedensel yapısında meydana gelen değişimlerden dolayı gencin, beğenilmeme kaygısı taşıdığını bilmeniz gerekir. Gencin bedensel yapısını kesinlikle alay konusu yapmaktan kaçının.

Baskıcı olmayın: Gençlerin en çok önem verdikleri şey, adam yerine konulmaktır. Ufak tefek olaylar sorun haline getirilmeden ve çocuk elden gidiyor paniğine kapılmadan çözüm için gençlerle birlikte hareket edilmelidir. Ergenlikte yaşanan fiziki değişimler de genci zaman zaman kontrolsüz davranışlara itebilmektedir. Bu dönemde çocukların istekleri konusunda baskıcı olmak yanlıştır. Gençler çok şey istemiyorlar aslında. Büyüdüklerini, kendi doğrularının da olduğunu ve bunlara değer ve önem verilmesi gerektiğini düşünerek kendi hayatları hakkında karar vermek ve söz sahibi olmak istiyorlar. Ben büyüdüm, çocuk değilim demekle çok şey mi istiyorlar acaba?

Siz düşüncelerinizi, isteklerinizi kabul ettirmekte, gencin davranışlarını değiştirmekte ne kadar inatçı olursanız o da, o kadar direnç gösterecektir. Gençler, kendi kişiliklerini, ebeveynlerine göstermek ve onlara kendini kabul ettirmek için otoriteye boğun eğmezler. Baskılar onları daha da itaatsiz yapar.

Güvenini zedelemeyin: Gencin ailesine, ailenin de çocuğuna güvenmesi önemlidir. Verdiğiniz sözde mutlaka durun. Gencin size güvenerek sadece sizin bilmenizi istediği sırlarını başkasına anlatarak güvenini zedelemeyin. Ayrıca, yaptığı bir hatayı size açtığında ona aşırı tepki göstermeyin. Çözümü kendisinin bulmasını sağlayın. Çözüm üretme sürecine mutlaka dahil edin.

Onu asla alay konusu yapmayın: Ergenlik çağındaki gençlerin en büyük sorunlarından birisi de kendisiyle dalga geçen bir ebeveyne sahip olmaktır. Ergenlik dönemini utanç, öfke ve nefret duygularıyla yaşamaması ve ilerleyen yaşlarında sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi için çocuğunuzun bedenindeki değişimlerle ilgili sorularına açıklayıcı ve merakını giderici cevaplar verin. Vücuduyla barışık olmasını sağlayın. Kızlarda göğüslerin büyümesi, erkeklerde tüylenme, sesin çatallaşması, sivilcelerin çıkması gibi ergenlik belirtileriyle asla dalga geçmeyin. Utanacağı sözlerden ve davranışlardan kaçının, vücudundaki değişimleri kesinlikle alay konusu yapmayın.

Sorumluluk verin:  Ebeveynler, çocuklarına kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmeleri konusunda yeterince destek olmamalarından kaynaklanan sorunlar yaşarlar. Ergen, hayatında yanlış giden şeylerin sorumluluğunu kabul etmeyi öğrenince, iyi giden şeyler için de kendisine değer vermeyi öğrenir. Sorumluluk bilincinin gelişebilmesi için, sorumluluk alabileceği bir ortamda yetişmesi gerekir. Ergenin yetiştiği ortamda kendisine seçim yapma ve yaptığı seçimin sonuçlarından sorumlu olma fırsatı verilmemişse sorumluluk duygusunu geliştiremez. Sorumluluklar, iç denetim sayesinde kazanılır. İç denetimde korkuya yer yoktur. Ödül- ceza yönteminde gencin sorumlulukları otoriteye bağlıdır. Sorumluluk otorite olmadığında ortadan kalkar. Yapılan iş, eylem sonucunda ödül almaya veya ceza görmeye alışık gençler, bu faktörlerin yokluğunda işi yapmaktan vazgeçer ve gerçek sorumluluk gelişmez.

Aile hayatında kurallarınız olmalıdır: Her ailede gerek açık, gerekse kapalı aile kuralları vardır. Sağlıklı ailelerde kurallar gizli değil, açık olarak belirlenir. Her ailede küçük de olsa çatışmalar yaşanır. Ve bu çatışmaların olması normaldir. Hiç çatışma yaşanmayan bir evde büyük olasılıkla birbirlerinden kopuk insanlar yaşıyordur. Önemli olan çatışmanın çıkmasını önlemek değil, çatışma çıktığı zaman kişilerin birbirleriyle nasıl etkileşim kuracaklarını bilmesidir.

Ebeveynlerin yanlış davranışları:

 1. Gereksiz yasaklar koyup nedenlerini açıklamamak:  Ebeveynler, çocuklarına neden o şekilde davranmayacaklarının açıklamasını yapmıyorlar. Anne- babanın yaklaşımı  çocuklarının özerklik davranışlarını engelleyici nitelikte olmamalıdır. Ergenler, kendilerini kısıtlanmış hissederlerse protesto edici davranışlara yöneliyorlar.

2. Sorunlarıyla baş başa bırakmak: Yanlış yaptığında, onu yalnız bırakarak cezalandırmak, yapılabilecek en büyük hatadır. Ergen, ailesiyle dertleşemediği için zamanla içine kapanır. Zamanla bu durumu kaldıramaz, en ufak bir olayda kapana kıstırılmış hisseder. Özellikle terk edilme durumlarında yoğun stres yaşar. Ailede ölüm olaylarının yaşanması genci olumsuz etkiler. Anne- babanın şiddetli kavga etmeleri ve çocuklarını taraf tutmaya zorlamaları çok yanlıştır. Boşanma durumlarında iki taraftan birinin genci aramamaya başlaması gencin güvenebileceği, destek alabileceği anne ya da baba modelinden birini kaybettiği anlamına gelir. Bu da gencin yalnız kalmasına ve problemlerini tek başına çözmeye çalışmasına neden olur. İşin içinden çıkamadığı durumlarda da genelde kendisinden daha sorunlu bir arkadaşıyla dertleşmeye başlar. Yetişkinler için stres oluşturmayacak bir durumun, gençler için önemli bir sorun olabileceği göz ardı edilmemelidir.

3. Kuralları belirlememek:  Çocukluktan gençliğe adım atan gencin ailesine ait görev ve sorumlulukları hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bu bilgilendirme gence aynı ailede yaşamanın gerektiği davranışları yapma yükümlülüğü getirirken ailesine olan bağlarını da güçlendirir. Ailenin, gence uyması gereken kuralları açık ve net bir biçimde açıklaması gerekir.

4. Tutarsız davranmak: Ergenin kişilik sahibi biri olması ailenin tutarlı davranmasıyla son derece ilişkilidir. Sürekli çelişkiyle karşılaşan genç, kendisinde çelişkiler oluşturan kişi ve davranışlara bir süre sonra duyarsız kalır. Anne babasını sorgulamaya da başlar aynı zamanda. Bu da aile içi çatışmalara neden olur. Örneğin; bir davranış anne tarafından kabul edilemezken baba tarafından kabul ediliyorsa, genç kendi içinde çatışma yaşayabilir. Hatta bir davranış bir gün anne- baba tarafından yorgun oldukları için kabul görmezken, bir başka gün aynı davranışın kabul görmesi tutarsızlığa örnektir.

5. Katı disiplin uygulamak:  Ebeveynlerin gence katı kurallar koyması ve genci disiplin altına tutmaya çalışması sorunların büyümesine yol açabilir. Aile içindeki bireylerin ihtiyaçları, günün değişen yaşam koşulları dikkate alınmadan konulan kurallar kalıplaşmış ve katılaşmış aile yapısının ortaya çıkmasına neden olur.

6. Genci dikkate almamak:  aile hayatı ortak yaşam alanıdır. Aile içi kuralların sadece anne- babaya göre belirlenmesi kuralların kabul edilebilirliği ve uygulanabilirliği açısından sorun oluşturabilir. Bu durumda, kurallardan hoşnut olmayan genç kendisine haksızlık yapıldığını ve önemsenmediğini düşünebilmektedir. Kendisini geliştiremeyen, anne ve babanın istekleri doğrultusunda hayatını sürdüren genç, ileri yaşlarında sorumluluk almaktan kaçınan, kendisini yönlendirecek otorite arar.

7. Gence söz hakkı vermemek:  Gencin duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmesi aile bağlarını ve aile içi iletişimi güçlendirir. Herkesin kendi dünyasında yaşadığı aile yapısında ise aile üyelerinin birbirlerine sınırlar koymasıyla, zamanla farklı sorunlar oluşmaya başlamıştır.

Anne- baba ve genç arasında bir çatışma çıktığında Sorun çözme becerisi çok önemlidir. Genellikle 3 yöntem ile sorun çözülmeye çalışılır:

  1. Anne babanın kazandığı, gencin kaybettiği yöntem:  Anne, baba ve genç arasında bir çatışma yaşanınca anne- baba kendi çözümünü gence kabul ettirmeye çalışır. Genç, anne ve babanın önerdiği çözümü kabul ederse herhangi bir sorun oluşmaz, fakat kabul etmezse anne ve baba otoriter bir tavır takınarak genci boyun eğmeye, itaat etmeye zorlar. Bu durumda anne- baba kazanmış genç kaybetmiştir.
  2. Anne- babanın kaybettiği, gencin kazandığı yöntem: Anne baba ve genç arasında bir çatışma olduğunda anne ve baba önce kendi çözümlerini kabul etmesi için genci  iknaya  çalışır. Eğer genç ikna olmazsa,  karşı koyarsa ve kendi istediği şeyi yapmakta diretirse anne ve baba gencin istediğine razı olur. Bu durumda genç kazanır anne ve baba kaybeder.
  3. Anne, baba ve genci kazandığı yöntem (Kazan- kazan yöntemi) : Bu yöntemde anne, baba ve gencin arasında oluşan sorunu birlikte çözmeyi amaçlayan bir yöntemdir. Çatışma durumunda anne, baba ve gençten her iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm önerisi üzerine konuşulur. Çözüm bulma arayışına gençte davet edilir. Karşılıklı çözümler üretilir. Bu süreçten hiç kimse yara almaz. Herkes kazanmış olur.

Son olarak şunu ilave etmek istiyorum. Ergenlik çağındaki bir gence ebeveyninin yapabileceği en büyük yardım; onu anlaması, sorunlarla karşılaştığında onun yanında olduğunu hissettirmesidir.

Karşılaştığınız sorunları çözmekte zorlanıyorsanız, her geçen gün sorunlar, sorun yumağına dönüşüp daha da işin içinden çıkılmaz hal almaya başladıysa mutlaka bir uzmandan destek alınız.

Sevgiyle ve Sağlıkla kalın 🙂

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir