İntihara Klinik bakış

İntihar, (Suisid)  insanın bilerek ve isteyerek yaşamına son vermesidir. Dünya sağlık örgütü (WHO 2007) verilerine göre her gün yaklaşık 3000 kişi intihar  sonucu  ölmektedir. Bu da yaklaşık her 30 saniyede bir ölüme denk gelmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü intiharları ‘Gerçek İntiharlar’ ve ‘İntihar Girişimleri’ olarak ikiye ayırır.

  • İNTİHAR: Bireyin; duygusal, ruhsal ve sosyal nedenlerin etkisiyle öz benliğine bir saldırganlık ve yok etme eylemi olup, bireyin yaşamına istemli olarak son vermesidir.
  • İNTİHAR GİRİŞİMİ: Bireyin kendini yok etmek, kendine zarar vermek amacıyla gerçekleştirdiği intihara yönelik, ölümcül olmayan tüm istemli girişimleridir.

İNTİHAR EDENLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ:

  1. İntihar etmekten bahsederler.(İntihar eden her 10 kişiden 8’i İntihardan birkaç ay önce belirgin uyarı ve ipuçları verir.)
  2. Kendilerini dayanılmaz acılar içinde hissederler.
  3. Umutsuzluk ve çaresizlik içindedir ve her hangi bir intihar girişiminde bulunup bulunmama konusunda ikircikli duygular yaşarlar.
  4. Bir yandan hiçbir şeyi bilmek, görmek ve düşünmek istemezken diğer yandan bir çözüm arayışı içindedirler.
  5. Genellikle yüksek standartları olan, mükemmeliyetçi, yanlış yapmaktan korkan, kendini sıkça eleştiren kişilerdir.

İNTİHARIN NEDENLERİ:

  1. Ruhsal bir rahatsızlığın bulunması (İntihar edenlerin %70’ine DEPRESYON teşhisi konmuştur.).
  2. Alkol yada diğer maddelerin aşırı kullanımı ve bağımlılık.
  3. Kaldırabileceğinizden daha fazla acı çektiğiniz anlamına gelir. 
  4. Ailede intihar edenlerin bulunması.
  5. Bir aile üyesinin yada çok yakın birinin kaybı.
  6. Yakın zamanda bitmiş çok yakın bir ilişki.
  7. Büyük zorlamalar getiren yaşantılar (İhmal, istismar, taciz, başarısızlık, travmatik yaşantılar vb. gibi).
  8. Kişinin tamir edilemeyecek bir hatanın kefaretini bu şekilde ödeyeceğini düşünmesi.
  9. Uzun süreli ölümcül hastalık.
  10. Kişinin yaşam güçlükleri karşısında yalnız bırakılması, hissettiği kaygı ve güvensizliği tek başına yaşamak zorunda kalması.(Sosyal destekten yoksunluk.)
  11. İntiharı romantik, mistik bir eylem olarak yücelten kitap, müzik ve  programlar.
  12. Silah ve ilaçlara kolay ulaşılabimek.

İntihar Girişimi Açısından Risk Grupları

  • Ergenler, yeni boşanmış kişiler, yalnız yaşayanlar, ani ve ciddi yaşam değişikliği geçirenler

Kronik (ciddi) hastalığı olanlar, ruhsal bozukluğu olanlar (Depresyon,Şizofren) madde bağımlılığı olanlar, travmatik olaylara maruz kalanlar (savaş, kaza, tecavüz..vb.)

İntihar Girişimi Açısından  İpuçlarına dikkat etmek  gerekir.  Bu ipuçları şunlardır;

  • Yakın çevre, aile ve arkadaşlardan uzaklaşma,
  • Yalnızlık duygusu,ümitsizlik
  • Üzgün ve endişeli görünüş,
  • Gündelik işlere karşı ilgi kaybı,
  • Okul performansında belirgin azalma,
  • Gelişigüzel de olsa sık sık  ölümden,intihardan, kaybolmaktan bahsetme,
  •  İntiharı düşünen kişi, “Artık benim için endişelenmeniz gerekmeyecek” veya “Yakında hayatınızdan tamamen çıkacağım” gibi sözler söyleyebilir. Kişi hangi yaşta olursa olsun bu tür konuşmalar her zaman ciddiye alınmalıdır.
  • Sevdiği eşyaları eşe-dosta dağıtma
  • Not bırakma
  • Son zamanlarda duygusal ilişkilerde azalma
  • Cinsellikle ilgilenmemek
  • Günlük rol ve sorumluluklara ilgisizlik
  • Sosyal etkileşimlerden geri çekilme

İntihar konusu çok ciddi bir konu olduğu ve en ufak ihmale yer olmadığı için burada bahsedilen ipuçlarından bir veya birkaçını fark ettiğimizde bir uzmandan mutlaka yardım istenmelidir.

İntihar vakalarında  en önemli etkenler umutsuzluk, karamsarlık, yalnızlık, utanç, suçluluk, sevileni cezalandırma, aşkı ifade etme  ve çaresizlik duygularıdır. Umutsuzluk düzeyi çok büyük önem taşıdığından Beck’in umutsuzluk ölçeği testi uygulanıp değerlendirilmelidir.

Romantik bir ilişkinin bitmiş olması, hamilelik, travma sonrası stres bozukluğu, Yakın bir aile üyesinin veya arkadaşının ölümü veya intiharı   intihar riskini arttırır

İntiharla bilişsel(düşünce) çarpıtmaları arasında  kuvvetli ilişki vardır. Yine depresyon  ile umutsuzluk ve çaresizlik düşünceleri ile intihar arasında güçlü bir bağ vardır. Depresyonlu insanlar, kendilerini zayıf, güçsüz, zayıf, aciz olarak görürler.  Olayları ve durumları da buna göre çarpıtarak yorumlarlar. En  çok kullandıkları düşünce çarpıtmalarının başında da korkunçlaştırma, felaketleştirme, büyütme, aşırı genelleme yer alır. Bu gibi durumlarda insanlar, intiharı çaresiz yaşamından tek çıkış, tek çözüm olarak görürler. 

İntihar eyleminde bulunan veya  intihar düşünen insanlarda görülen en tipik sorun depresif  ruh halinin verdiği bitip tükenmeyen ruhsal  acı  ve baskıdır.  İnsanlar, intihar ederek bu yoğun ruhsal acıdan kurtulmayı isterler. Depresyonda en sık  görülen intihar tipi budur. Bazı insanlar da kendi sorunlarını çok abartırlar ve sorunlarına çözüm bulunmayacağını düşünürler. Bu sorunlar maddi, manevi olabileceği gibi, insani ilişkilerle ilgili de olabilir, sağlık, okul, iş sorunlarıyla da  ilgili olabilir.  Mesela sınavı kazanamayan  öğrencinin  intihara teşebbüs etmesi gibi, ya da işi iyi gitmeyen,  iflas eden iş adamının intihar etmesi gibi.

İnsanları intihara götüren iki neden vardır. Birincisi  umutsuzluk duygularıyla beraber yaşadığı acıya dayanamayacağını düşünmesi, sanki o acıyı hiç dinmeyecekmiş gibi yaşarlar. İkincisi; kendilerini değersiz görmeleridir.  (Benlik saygılarını yitirmiş olmaları gelmektedir.)  Kendilerini ölmeyi hak etmiş, değersiz, pislik, bir zavallı  olarak görürler. Bu insanlar intiharı bir sorun olarak değil, bir kurtuluş olarak görürler. İntihar adeta  onlar için bir çıkış kapısıdır.

Shneidman, intiharı dayanılmaz acıları, ağır sorunları olan şaşırmış, bozulmuş ve gücü azalmış benliğin çözüm arayıcı bir eylemi olarak tanımlar. İntihara baş vuran kişi dayanılmaz acılara katlanmak yerine, sabretmek yerine hayatını sonlandırmayı tercih eder.

İntihar, işten, eşten, evden, sevgiliden, arkadaştan, dosttan ayrılıştan farklıdır. Dönüşü olmayan bir ayrılıştır.

İntihar düşüncesini çok sık düşünen kişiler ölüm ya da kalım arasında sıkışan kişilerdir. Ambivalans duygular içindedirler. Bir yandan damarlarını keser ama bir yandan da insanların kendisine yardım etmesini bekler. Acısının, sıkıntılarının, yalnızlık duygularının anlaşılmasını bekler, aslında beni önemseyin beni fark edin, bana yardım edin, beni duyun  feryadıdır. İmdat çığlığıdır aslında her bir intihar girişimi.  

Tüm çocuklarda, ergenlerde, yetişkinlerde  intihar düşüncesi ve eylemi ciddiyetle değerlendirilmelidir.

Ne, nasıl, nerede, ne zaman ve niçin ? Ne: Hastanın amacı neydi? Eylem sonuca ulaşsaydı ne bekliyordu? Kurtarılmayı ya da kurtulmayı umuyor muydu? Ne kadar ciddi idi? Umutsuzluk düzeyi ne kadardı? Nasıl: Hastanın planı neydi? Geçmiş intihar planları, girişimleri var mı? Sorularına cevap bulmalıyız.

Nerede ve ne zaman: İntiharın yeri ve zamanı önemli bilgiler verir.

Tetikleyici faktörler ( kendisinde veya ailede depresyon öyküsü, yakın arkadaş intiharı/ölümü, sevgiliden ayrılma, aile içi çatışmalar) Acı veren olayların yıl dönümleri, Niçin: (Çaresizlik, acı, öfke, değersizlik, kendini küçük görme utanç, boşluk hissi, anlamsızlık, yalnızlık, sevilmediğini hissetmek, hayal kırıklığı, başarısızlık hissi, zihinsel yıkım yaşadığı duygusu, hiçlik duygusu, umutsuzluk, reddedilme, terk edilme, kronik bir hastalığın varlığı, kendinden nefret etme, aşırı suçluluk duygusu)  çalışılması gereken duygu ve düşüncelerdir.

İntihara iten işitsel varsanıların varlığı, Psikotik suçluluğun varlığı, Obsesif/ hezeyanlı özellikler, Çocuğun ailesinin kendisine istikrarlı  bir aile ortamı sağlayıp sağlamadığı, çocuğun baş etme mekanizmaları, Disforinin varlığı, Madde, alkol kullanım öyküsü, Akranlar tarafından reddedilme/ bir gruba ait olamama durumları da ayrı ayrı incelenmelidir.

Kararlılık derecesi ve niyetinin anlaşılması için sorular sorulmalıdır. Keşke doğmasaydım ya da keşke ölseydim diye düşündüğünüz zamanlar oluyor mu? Oluyorsa  Ne sıklıkla oluyor? Kendinize zarar vermeyi aklınızdan geçirdiniz mi? Eğer aklından geçirdiyse eyleme döküp dökmediği sorulmalıdır?  Şu anda kendisine zarar vermeyi düşünüp düşünmediği de mutlaka sorulmalıdır

Depresif  belirtilerin değerlendirilmesi gerekir.  Bu amaçla şu sorular sorulabilir.

Kendini üzgün hissediyor musun? Ne kadar sık kendini üzgün hissediyorsun? Kendini ne zaman üzgün hissediyorsun? Üzgün hissettiğin zamanlarda olan en berbat olay neydi? Üzüntün ne kadar sürüyor? Üzüntülü olduğunda neler yapmak istiyorsun? Üzüntülüyken ne yaparsan iyi hissedebilirsin sence?

Sabah gözünü ilk açtığında kendini nasıl hissediyorsun?

Senden bir şey istenmesi/beklenmesi seni çok sıkıyor mu/fazla geliyor mu?

Ne sıklıkla böyle huzursuz oluyorsun? Neler seni huzursuz ediyor?

Kendini kaybettiğin zamanlar oluyor mu?

Ümitsizlik: Değerli şeylerini dağıtmak, «Bana ne» «İlgilenmiyorum» «fark etmez» tarzı cümleler.

Hep yorgun olmak,

Uyku sorunları: Anneleri sabah uyandıramaz, okulda sıraların üstünde uyurlar, gece sık sık uyanırlar. Okula geç kalma veya gitmeme,

 İştahsızlık, hiperaktivite, Farklı gruplara katılma görülür.

Duygusal geri çekilme incelenmelidir.

Arkadaşın var mı?

Arkadaşlarınla aran nasıl? En iyi arkadaşın kim?

Arkadaşlarınla ne kadar süre vakit geçirirsin? Birlikte neler yaparsınız?

Anhedoni

Kendini en son ne zaman mutlu hissettin?

Neler seni mutlu eder?

Seni mutlu eden şeyleri şu anda yapıyor musun? Neden yapmıyorsun?

Depresif çocuklarda/ gençlerde/ yetişkinlerde  ağlama sık olduğu için ;

Sık sık ağlar mısın? ağladığında neler düşünürsün?

Çocuk dünyasında kötü anne-baba yoktur. Bir yanlışlık-kötülük varsa onu çocuk yapmıştır

Kendini herhangi bir konuda kötüymüş gibi hissediyor musun?

Cezalandırılman gerektiğini düşündüğün bir şey/konu var mı?

Aileler çocuklarının depresyonun genelde geç fark ederler.

Okulda veya evde uyumsuz davranışlar gösterirse/ akademik başarısı düşerse, İntihar ya da kendine zarar veren davranışlar gösterirse, Madde kullanırsa, İçine çok kapanırsa, Huzursuzsa,

Temper tantrumlar, Mutsuzluk,  Engellenme toleransında azalma, Sakinleşememe, Öfke patlamaları, İsyankar tavırlar gösterdiklerinde bir şeylerin ters gittiğini düşünmeye başlarlar.

Terapisi:

Danışan  yalnız bırakılmamalıdır. Hasta yakınlarının tedaviye katılımı  mutlaka  sağlanmalıdır.

HASTANEYE YATIRMA ENDİKASYONLARI: Yüksek intihar riski taşıyorsa

  • Ciddi ruhsal hastalık içindeyse
  • Tekrarlayan intihar girişimleri varsa
  • Sürekli intiharı düşünüyorsa ve planlı ise
  • Psikiyatrist hastaneye  yatırıp-yatırmama konusunda kararsızsa
  • Aile destek olamayacak durumdaysa.

Eğer intihar düşünceleri çok yoğunsa ve kararlıysa ayaktan terapi yerine mutlaka hastaneye yatırılmalı ve tedavisi hastanede devam etmelidir. İntihar düşünceleri aklından geçmekle  beraber  umutsuzluk, karamsarlık ve çaresizlik duyguları çok yoğun değilse danışanla terapi sürecinde intihar teşebbüsünde bulunmayacağına dair bir sözleşme imzalanmalı, sorumluluk alınmamalıdır.

HASTANEYE YATIRMAMA KOŞULLARI: Çevrenin yeterli yardımı, dikkati ve katkısı mevcutsa

  • Kendisini kontrol edebilecek durumdaysa
  • Ayaktan izlenebilecekse

İntihar düşünen ya da intihar girişiminde bulunan kişiye yapılacak en önemli şey umutsuzluk ve çaresizlik duyguları üzerine çalışmak olacaktır. Umut aşılanmalı, sorun çözme becerileri geliştirilmelidir.  Düşünce katılığı yumuşatılmalıdır.

İntihara müdahalede ilk adım intiharın nedeninin bilinmesi çok önemlidir.  Danışan intihar  ettiğinde,  bu intihar eyleminin neyi  çözeceğinin  mutlaka bilinmesi gerekir. Danışan için bu kadar kötü olan sorun, durum nedir ki kendisine zarar vererek  bu sorundan kaçmaya çalışıyor. Bunun mutlaka bilinmesi gerekir ve  bu durum, olay  üzerine çalışılmalıdır. İntiharın çözeceği hangi sorun ya da sorunlar vardır bu mutlaka anlaşılmalıdır. İntihar kişinin şeçtiği bir şey değil, zorlandığı bir şeydir önce bunu unutmamalıyız. 

Danışanlara sorunu, sorunlarıyla ilgili intihar dışında da çözüm yollarının olduğunu, intiharın uygun bir çözüm olmadığının gösterilmesi gerekir. Danışana  umut verici olmalıyız.  Polyanna tarzı boş bir ümit vermek değil, çok kötü gibi görünen, çözülmez gibi görünen sorunların da çözülebileceği, inancını vermeliyiz. En azından bir deneyelim, deneyebiliriz noktasında ittifak kurabilmeliyiz. Denemekle  hiç bir şey kaybetmeyeceksiniz mesajını vermeliyiz.

Danışanın sorunlarının yanında yaşama sebepleri üzerine konuşmak terapötik  etki yapar.

İntihar kararı geçici bir karardır.  Fakat;  intihar eylemi başarılı olursa sonuçlar kalıcı ve değiştirilemez olacaktır bu mantık  seans içinde işlenir. Günlük hayatta aldığımız, verdiğimiz kararlardan örnekler verilir.  Bazen çok yoğun duygular yaşayarak hareket ettiğimizde  mesela kendimizi çok keyifli ve  mutlu hissettiğimizde, iyi bir haber aldığımızda  herkese yemek, çay ısmarladığımızda bunun sonucu bazen o haftayı parasız geçirerek bir bedel ödediğimizi, ya da canımız çok sıkkınken aldığımız yanlış bir karar bizi sıkıntıya soktuğu anlatılır. Çok yoğun ve yüklü duygular yaşadığımızda o duygularla  hemen hareket etmektense bir müddet beklemenin  daha doğru olduğu anlatılır.

 İntiharı  idam kararına benzetip  idamın niçin evrensel hukukta yasaklandığı anlatılır. İdam kararı eldeki verilere göre verilen bir karar olduğu  ve geriye dönüşünün olmadığı anlatılır. Farz edelim adam idam edildi 6 ay sonra suçsuz olduğu anlaşıldı ne olacak? Sorusu sorulur. İntihar da kişinin o anda düşünce ve duygularına göre hareket ettiği belki 3 ay sonra 2 hafta sonra yeni bir takım gelişmeler olacak 2 hafta sonra belki böyle düşünmeyeceksin belki böyle duygular yaşamayacaksın. O zaman ne olacak? Sorusu sorularak farkındalık kazanmasına yardımcı olunur.

Hiçbir acı sonsuza kadar sürmez, mutlaka azalır ve biter. İnsanların sizin şu an yaşadıklarınıza benzeyen süreçlerden geçtiğini ve atlattığını unutmayın. Depresyon hiç sona ermeyecek gibi dursa da geçicidir.

İnsanın geçmişiyle, sorunlarıyla, hayal kırıklıklarıyla, acılarıyla, travmalarıyla  yüzleşmesi kolay bir hadise değildir. Ancak psikoterapi sürecinin sonunda kişinin elde edeceği farkındalık, değişim ve dönüşüm, bu süreçte çekilen bütün zahmetlere değmektedir. Eğer siz de sorunlarınızın çözümü için gerçek bir dönüşüm hedefliyorsanız, konusunda yetkin olan bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyin. Bugün ihtiyacınız olan şey, yüklerinizden arınmaktır. Bu yükler size sıkıntı ve zahmet veren, geçmişten gelen ve sırtınızdan bir türlü inmeyen yüklerdir. Eğer bu yüklerden kurtulur, hafiflerseniz, işte o zaman hayatınızla ilgili önemli kararları daha kolay almaya başladığınızı fark edeceksiniz.

Psikoterapi sizi özgürleştirir..

Sevdiklerinizle sağlıklı günler geçirmeniz dileğiyle..

Erol AKDAĞ

Klinik Psikolog

“İntihara Klinik bakış” için 2 yorum

  1. Sayın Erol AKDAĞ; Psikiyatri Hemşireliği Yüksek Lisans araştırma konum için sunumunuz çok katkı sağladı, çok teşekkür ederim. Yazınızda terapötik yaklaşımınız o kadar başarılı hissediliyor ki danışanlarınız çok şanslı. Başarılarınızın devamını dilerim.

    1. Behice hanım rica ederim. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim 🙂 Yardımcı olabildiğime sevindim. iyi günler dilerim 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button